Category Archives: Edebiyat

İyi Bir Öykü Yazmak İçin Kurt Vonnegut’tan 8 İpucu

İyi Bir Öykü Yazmak İçin Kurt Vonnegut’tan 8 İpucu

Kurt Vonnegut ipuçlarını şöyle sıralıyor: 

1. Sizi okuyan bir yabancı vaktinin ziyan olduğunu hissetmemeli.
2. Okura destekleyebileceği türden en az bir karakter verin.
3. Karakterlerden her birinin, bir bardak su bile olsa, istek duyduğu bir şey olmalı.
4. Her cümlenizi ya karakteri ya da hikayeyi ilerleten bir biçimde yazmalısınız.
5. Hikayenin başı, sonuna mümkün olduğunca yakın olmalı.
6. Sadist olun. Baş karakterleriniz ne denli tatlı ve masum olursa olsun, başlarına korkunç şeyler getirin ki okurunuz onların nasıl bir insan olduğunu görebilsin.
7. Yalnızca tek bir kişiyi mutlu etmek için yazın. Bir pencere açıp, lafın gelişi, tüm dünyayla sevişmeye kalkarsanız zatürre olursunuz.
8. Okura mümkün olduğunca fazla ve mümkün olduğunca çabuk bir biçimde bilgi verin. Sakın ola hiçbir şeyi geciktirmeyin. Okurlar, neyin, nerede, nasıl olduğunu tümüyle kavrayabilmeli; o kadar ki, hamamböcekleri son birkaç sayfayı yiyip bitirse bile okur hikayeyi kafasında tamamlayabilmeli.
Çeviri: Bilge Güler – futuristika.org (18 Mayıs 2012)

Merhaba Dünya!

Merhaba Dünya!

Bu postu bir temizlik arasında dinlenirken yazıyorum :P Çok yoğun sayılmam tabi ki, ama bu staj beni “mafetti.”  Bu sıralar bir de materyal tasarlama derdine düştüm, tezime elimi hiç sürmemiştim ya, işte bir kere sürdüm bıraktım. O da kaldı öylece şurda 1 ay kalmış, ben ne yapacağımı bilmez vaziyetteyim.

Mayısın 13′ünde ALES, 20′sinde KPDS var. KPSS’ye de başvurdum, ne olur ne olmaz diyerek. Yani anlayacağınız “Hasılım yok ser-i kuyunda beladan gayrı/Garazım yok reh-i aşkında beladan gayrı” mısra’-ı bercestesince başım fena halde belada.

İşe yarayacak pek bir şeyim yok şu sıralar, sadece Edebiyat öğretmenliğine aday öğrenciler için materyal tasarımlarımı paylaşabilirim, biri anlatım bozuklukluklarıyla ilgili hazırladığım video, vasat bir şey ancak lise düzeyi için olduğu göz önünde bulundurulursa çok bile :P Geneli mantık hatasından oluşan, ünlülerin ve siyasetçilerin sarfettiği bozuk cümleler. Bir de çalışma yaprağı hazırlamıştım, ilkini sundum, ikincisini de sunduktan sonra burada yayınlarım.

Çalışma yaprağı için tıklayın: Anlatım Bozuklukları

Bizim Dağınıklığımızı Şerh Etmek İçindir…

Bizim Dağınıklığımızı Şerh Etmek İçindir…

زلفت همه سر بهر چه بر دوش تو دارد
سلمان

Bizim dağınıklığımızı şerh etmek içindir; yoksa zülfün ne için
başını daima senin omuzunun üzerine koyuyor

Selmân

Bu beyiti Gazel Bahçesi‘nde öyle sık görüyorum ki, evimin dağınıklığını gördükçe dilime geliyor :) Dün yerler hep kitap doluydu, bazen farkında olmadan kitaplıktakileri yere indiriyorum sonra da unutuyorum koymayı. 

Blogda hangi kitabı hediye etsem diye düşünüp duruken aşağıdaki fıkra kitabını çıkarmıştım, bir yandan da internette bi arkadaşımla konuşuyor, Nef’î’nin atlara yazdığı övgülerle dalga geçiyorduk, yani ben kendi kendime eğleniyordum, O da bana 4. Muratın Bâd-ı Saba adlı atına, Nef’î’nin yazdığı kasideyi söyledi, “yok o değil” dedim, “daha bir sürü var!” İşte o “daha bir sürü beyitleri” bulabilmek için Klasik Edebiyat defterimi çıkardım ( o minik defterleri Bim’den alıyorum 75 kuruşa, taşıması da çok kolay :P ) ki yanlış defter çıkarmışım. O da öylece yerde kaldı.

Şimdikilerin BMW sevdası gibiymiş Nef’în’in de at sevdası. Arkadaşım öyle diyor :)
Acaba  Nef’î benim Jack’i görse ona da kaside yazar mıydı?

Der Medh-i Gorbe-i Elif Sultan!  


“Barekallah zihî gorbe’-i humayun simâ” falan gibi :) (Gorbe kedi demek bu arada)

Birinci ve ikinci sınıfta Osmanlıca dersi görüyor Edebiyat okuyanlar, ben de geçen sene Osmanlıca II kitabımı alt sınıflardam birine vermiştim, bu sene geri getirdi, ilk sayfasına

Hayâlî’nin çok sevdiğim şu beyitini yazmışım;

“Miyânını firâkınla sararmış kollara kocdur
Belinde sim-ten dilberlerin zerrin kemer hoşdur” 

Bu beyite bakmağ içün indirdiydim aşağıdaki Osmanlıca kitabını da, altındaki defter de “doğru” klasik defterim :)

Kendi kendine Osmanlıca öğrenmek isteyenlere Hayati Develi’nin  bu kitabını tavsiye etmiyorum  Tavsiye edebileceğim bir kitap var, biz birinci sınıfta bunu kullanıyorduk, kitabın adı Yavrumun Elifbası. Nadir kitapta ve online sahaflarda bulabilirsiniz tık tık

Esasen yazacak daha çok kitap vardı, ama çok uzun yazmışım zaten,
buraya kadar okuyan varsa, tebrik ediyorum. 

Ayrıca yeni temayı nasıl buldunuz? Diğeri daha sade ve dinlendiriciydi,

bu biraz göz yoruyor gibi. Önerilerinizi bekliyorum.

Sevgiler!

Edebiyatçı Ne Sever?

Edebiyatçı Ne Sever?

Bir Edebiyatçı nerede antin kuntin bi şey varsa onu bulur, onu sever. Bi Edebiyatçıyı mutlu etmek aslında hem kolaydır hem zor, çok küçük bi şeyle mutlu olabilir esasen, ama önemli olan onu mutlu edecek o küçük şeyi doğru seçmek ! :)

Onlardan bazılarını sizinle tanıştırayım :)

İskender Pala’nın hazırladığı şeker gibi kitaplar Bana geldiklerinde bayılmıştım bunlara.Edebiyatla ilglenmeyen biri için bile yeterince sevimli değiller mi?

Antin kuntin şeyler demiştim değil mi? (O ne demekse)  Bu kaligrafi seti mesela, Tchibo (Çibo) diye bir mağaza var ya, bi tarafta kahve satıyorlar diğer tarafta da ne idiğü belirsiz bir sürü şey… İşte ben bunu orda görüp vurulmuştum, eşim de almıştı bana hemen :) Bu da 3 sene önce alınmış bir şey. Google’de Kaligrafi seti yazınca bunun da resmi çıkıyor, gitti gidiyorda satışta imiş ama satılmış olacak ki “bu ürün artık yok “diyor.


Bazı küçük şeyler daha, mesela kitap ayraçları. Bir Edebiyatçı İstanbul sever, Vintage sever, Osman Hamdi sever…. Böyle şirin kitap ayraçlarını kim sevmez!

Vintage sever dedik, vintage daktilo sevmez demedik! Tamam kabul bu biraz büyük oldu, ayrıca Edebiyatçı kisvesi altında hep kendi sevdiğim şeyleri yazıyorum onu da kabul ediyorum, ama bence bu “daktilo numarası yapan sincabı” herkes sever. Bizim evde de bir tane var, ama bu çok daha şirin olduğu için google’de bulduğum bu resmi koydum…

Ve tabii kedi sever. Böyle de şapşik hımbıl bi şeyse, tam sever.
(En tatlısı buydu, ondan bunu koydum ) 

:)

Çocukluğuma damgasını vuran kitap, belki de sırf bunun için Edebiyatı bu kadar sevdim.Bu kitap da bana babamdan hediyeydi… 

***

Çok sevdiğim şeylerle dolu olduğu için sanırım, ben bu postu çok sevdim, hemen yayınlayım da okuyun bari ! 

Sevgiler.

Poetika

Poetika

Oktay Rifat: Şiir olmasaydı, yaşama dediğimiz oluşun çarklarından biri eksilirdi. Belki kıyamet kopmazdı ama insanlar sevişemez, öpüşemez, beğenemez, yarınların yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşamazdı.

Melih Cevdet: Ben özgürlüğümü, diyebilirim ki, ozan olmama borçluyumdur. Çünkü yaratma, mecaz, imge, simge yoluyla, özgür olarak düşündüklerimi söyleyebildim diyemesem de, özgür olunabileceğini sezdim.

İlhan Berk: Öykülü şiire karşıyım. Öykülü dediğim, konusu anlatılan, bir yerde başlayıp bir yerde biten şiir. Şiir aslında bir şey söylemez. Bir şey söyleyen şiir, usu allak bullak etmez; usu allak bullak etmeyen şiire ise, kolay kolay şiir diyemem. Şiir bir şey anlatmaz; güzellik bir şey anlatmaz çünkü.

Necati Cumalı: Gerçek şiir pahalı şeydir aslında. En küçük bir sadakatsizliği bile affetmez. Şiirden başka şeylerin, günlük çıkarların peşine düştükçe, halktan uzaklaştıkça, şiir de uğramaz olur şairin semtine. Her iyi şair şiirin diyetini öder. Ama türlü türlü öder. Kimi tavan aralarında aç, sefil. Kimi sürgünlerde, mahpuslarda. Kimi kendini korkunç bir yalnızlığa mahkum ederek.

Özdemir Asaf: Şiir kendini çoğaltmak isteyenleri hiç affetmez. Şiir, olmayan bir şeydir. Onun için yaşsızdır ve tanımı yapılamaz. Şiir acımasızdır; zaman içinde Read the rest of this entry