Category Archives: Yıldızlı Atlas

Edebiyatçı Ne Sever?

Edebiyatçı Ne Sever?

Bir Edebiyatçı nerede antin kuntin bi şey varsa onu bulur, onu sever. Bi Edebiyatçıyı mutlu etmek aslında hem kolaydır hem zor, çok küçük bi şeyle mutlu olabilir esasen, ama önemli olan onu mutlu edecek o küçük şeyi doğru seçmek ! :)

Onlardan bazılarını sizinle tanıştırayım :)

İskender Pala’nın hazırladığı şeker gibi kitaplar Bana geldiklerinde bayılmıştım bunlara.Edebiyatla ilglenmeyen biri için bile yeterince sevimli değiller mi?

Antin kuntin şeyler demiştim değil mi? (O ne demekse)  Bu kaligrafi seti mesela, Tchibo (Çibo) diye bir mağaza var ya, bi tarafta kahve satıyorlar diğer tarafta da ne idiğü belirsiz bir sürü şey… İşte ben bunu orda görüp vurulmuştum, eşim de almıştı bana hemen :) Bu da 3 sene önce alınmış bir şey. Google’de Kaligrafi seti yazınca bunun da resmi çıkıyor, gitti gidiyorda satışta imiş ama satılmış olacak ki “bu ürün artık yok “diyor.


Bazı küçük şeyler daha, mesela kitap ayraçları. Bir Edebiyatçı İstanbul sever, Vintage sever, Osman Hamdi sever…. Böyle şirin kitap ayraçlarını kim sevmez!

Vintage sever dedik, vintage daktilo sevmez demedik! Tamam kabul bu biraz büyük oldu, ayrıca Edebiyatçı kisvesi altında hep kendi sevdiğim şeyleri yazıyorum onu da kabul ediyorum, ama bence bu “daktilo numarası yapan sincabı” herkes sever. Bizim evde de bir tane var, ama bu çok daha şirin olduğu için google’de bulduğum bu resmi koydum…

Ve tabii kedi sever. Böyle de şapşik hımbıl bi şeyse, tam sever.
(En tatlısı buydu, ondan bunu koydum ) 

:)

Çocukluğuma damgasını vuran kitap, belki de sırf bunun için Edebiyatı bu kadar sevdim.Bu kitap da bana babamdan hediyeydi… 

***

Çok sevdiğim şeylerle dolu olduğu için sanırım, ben bu postu çok sevdim, hemen yayınlayım da okuyun bari ! 

Sevgiler.

Yıldızlı Atlas

Yıldızlı Atlas

 Sürekli aynı kitaptan notlar yazıp duruyorum, nerden esti diyebilirsin,
Anlatayım.
“Küçüktüm ufacıktım” bir gün babam bana bir kitap hediye etti, içine, şu an hatırlamadığım ama beni cidden derinden etkileyen birkaç cümle de yazmış imzalamış altını.- Hatırlamıyorum çünkü ortaokulda biri ödünç almış ve aylarca geri getirmemiş, getirdiğinde de benim verdiğim Yıldızlı Atlası kaybettiği için başka bir yıldızlı atlas getirmişti-
Orta okulda ilk kez bir şeyler karalamaya başlamıştım edebiyat adına, işte o zamanlar babamın bana hediye ettiği bu kitabın yazarına ve bu kitaptaki denemelere acayip öykünürdüm.
Üniversiteye gidene kadar bu kitabı kaç kez baştan okumuşumdur bilmiyorum.

Hatırı kalırdı yazmasaydım.
Çocukluğumun en tatlı hatıralarındandır, artık basılmıyormuş duyduğum kadarıyla, uslu bir çocuk olursan belki sahaflarda eski baskılarına rastlayabilirsin.. Hatta belki..

Neyse.

Yedi Küçük Not

Yedi Küçük Not

Denizleri dökülmesin diye, kimim atlasların duvara asılmadığı doğrudur.
Ama sanmıyorum doğru olsun, ağaçların soğuk kış günlerinde, kabuklarının altına pazen giydikleri…
***

Ben de bilmiyorum önümüzdeki şubatın yirmi sekiz mi yirmi dokuz mu çekeceğini… Yirmi dokuz çekecekse, bana da haber ver. Unutmayalım o gün, dört yılda bir doğum günü olan dostumuza, küçük bir hediye göndermeyi.

***

Bana sorup durduğun o iki dizeyi buldum sonunda. Karaşın bir şairmiş, o iki dizenin sahibi:
“Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır/Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek”
Unutmadan, bu iki dizeyi defterine yaz istersen. İstersen ezberine yaz. İstersen unut. Nasılsa daha çok okuyacağız orta ikiden terk çocuklar şairini…

***

Ama mesela şeyi unutma… Neyi unutma biliyor musun, pencereden sokağına bakmayı… Sabahları kalktığında ve o güzelim akşamüstleri…

***

İyi oldu artık mektup yazmayacağını söylemen. Mektup beklemek, bilsen öylesine zor ve öyle güzel ki…

***

Geçenlerde yaşadığım bir şey, şunu öğretti bana: İstese de çok uzağına gidemiyor insan kendisinin. Hangi trene binse, içindeki bir istasyona varıyor sonunda. Hangi rüzgara tutunsa kendine savruluyor; hangi denize açılsa, yine kendi kıyılarında buluyor kendini…

***

Önüne açacağım her ‘yıldızlı atlas’ta; ama büyük; ama küçük bir deniz olacak mutlaka…

Onları duvara asmamaya çalış n’olur, yere dökülmesin denizleri…

burhan eren

Yıldızlı Atlas

İki Şeyden Söz Açan iki Yazı Yazdım Bu İkincisi

İki Şeyden Söz Açan iki Yazı Yazdım Bu İkincisi


İki cümle kurdum sen gittikten sonra. Birinin gülmesi tıpkı sen, biri benim küçüklüğüme benzedi.

 Ve içim içime sığmadı sen gittikten sonra. Ondan mıdır nedir, iki gündür dolanıyorum sokakları kurumuş yapraklar gibi.
 Doğru maviyle pek aram yok bugünlerde. Nedense iki rengi daha çok sevdim biri turuncu, sarı diğeri.
 En çok sevdiğim günler hala değişmedi. Biri Cuma biri cumartesi.
 İnanmazsın belki, yirmi sekiz çeken iki ay daha buldum! Temmuz ve Ağustos… Yaz tatili öyle çabuk geçiyor ki…
 İki sokağın arasında seçim yapmak zorunda kaldım dün. Birinden dünyanın bütün adreslerine gidebilirdim. Evime gidiyordu diğeri.
 İki soru arasında kararsız kaldım işte o an… Kalmak mı iyi, çekip gitmek mi?

 İkidir tutturmuş gidiyor muyum? İyi ama can alıcı iki soru sormamış mıydı şâir: “…neden kimse pencereden bakmıyor… Neden tarihe değil de coğrafyaya geçenler önemli?”
çünkü iki şey dolanıp duruyor bugün kafamın içinde. Biri can sıkıcı bir şey… Biri uzun kuyruklu mavi bir tilki.
 Bütün paragraflar ‘i’ harfiyle mi bitti dedin?.. Olsun… Ama söyle, hiç büyük i’yle bitirdim mi ben bir cümleyi?
 Hatırlarsan üç şubat bindokuzyüzdoksansekizde iki çay söylemiştim hani…Bugün on altı eylül bindokuzyüzdoksansekiz. İki mevsim geçmiş aradan. Senin çayın öyle soğumuş ki…

Burhan EREN (Yıldızlı Atlas)

Parmağıma Konan Kelebek…

Parmağıma Konan Kelebek…

Uçmak Mı Güzel Konmak Mı

Anlat, kanatlarındaki sarı benekleri geceleyin ay mı bıraktı?
Yağmur yağınca ağırlaşır mı kanatların?
Yokuşta uçarken yorulur musun?
..
 Helikopter böceğinin uçamayan böcekleri sırtında taşıdığı doğru mu?
 Uçmak mı güzel konmak mı?
 Nereye çıkar salyangozların açtıkları gümüşten yollar?
 Alçacıktan uçunca kuşlar, sen de heyecanlanır mısın?

Parmağıma konan kelebek, n’olur biraz daha kal!

Burhan EREN (Yıldızlı Atlas)