o eski hücre | şiirli hikayat

Standard

IMG_6149

ikimiz birden sevinebiliriz, göğe bakalım

IMG_6150
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum, tuttukça güçleniyorum, kalabalık oluyorum

IMG_6152


Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor

IMG_6151

Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım

IMG_6153

Dönmiyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat

 

fotoğraflar: 23 muharrem 1439 mersin sahili

küçücük serçecik mutluluklar

Standard

Apple Müzik’te 90’lar pop listesini dinlemek.

Güzel gösteriyor diye üstünde serçecik bir kuş olan cep aynasını satın almak.

Kendine macaron almak, tercihen güllü frambuazlı, limonlu ama sadece divan pastanesinden :’)

Tek başınayken bile en güzel kahvaltıyı hazırlamak.

Okuldaki odaya, ofisteki masaya çiçekler almak. (ah neşesi yeter)

Gül çayı içmek.

Rüyada güzel bir bebek görmek (biraz özlemle uyanmaya sebep olsa bile…)

Her gün yanından geçtiğin kafeye uğrayıp aslında çok güzel bir yer olduğunu farketmek.

Saklı güzellikleri keşfetmek.

Santur çalan sokak sanatçısını dinlemek.

Bir turistten “güzel gülüşün için teşekkürler” iltifatı almak :’)

Bir de onun sesini duymak, onu görmek, karşılaşınca gülümsemesi falan var ama bunları küçük mutluluklar listesine alırsam allah beni taş eder.

Sizin küçük mutluluklarınız neler? 🙈

🌿

ben yine anlatmak istiyorum*

Standard

sabah şu cümlelerle güne başlamıştım:

Güzel bir şey olsun diyorum. Aniden olsun. Şu beyazların profilimde aniden belirmesi gibi bir şey mesela. Ama güzel şeyler kendiliğinden olmuyor, dışarı çıkıp onları araman gerekiyor. Parklara koşman, zaman akışında kilitli kalmış bir noktayı çözecek bir yazı okuman, harekete geçmen gerekiyor. Çözüm getiremeyeceğin şeyleri düşünmeyi bırakman, çözüm vakti gelene kadar sabretmen gerekiyor. Allah kuluna zulmetmez unutma, mutlaka her şeyin bir sebebi var. Allah’ın senin omzuna yüklemediği şeyleri sen sırtlanmaya çalışma. Vazife-i uluhiyete karışmakla gayret etmek arasındaki ince çizgiyi aşma. Üç küçük çocuk her bir kanepeden kendini aşağı bırakıp seni “ölüyorum kurtar elif” diye korkuturken kaldığın çaresiz anı hatırla. Oturup odanın orta yerinde ağlamıştın birine yetişmeye çalışırken diğerini tutamadığına. O zaman 5-6 yaşlarındaydın. Sen kimseyi o kişinin kendini düşündüğünden daha çok düşünemezsin. En önemlisi, kimseyi rahmeti ve merhameti sınırsız olan yüce Rabbinden daha çok koruyup kollayamazsın. Dua et, yeşile koş, maviyi seyret ve omzundaki kendi yükünü gemiye kadar taşı, gemiye bindiğinde yükünü çöz, geminin kaptanına güven…

evden çıktım, otobuse binmek istemedim, ne yapacağımı bilmiyordum, ne olacaksa olsun dedim. yürüdüm yürüdüm, yolumun üstünde ayrancı antika pazarı çıkıverdi karşıma. vintiic olan ne varsa çok severim, ruhum da biraz vintiic nitekim.

anladım ki güzel şeyler durduğun yerde sana gelmiyor, sen onlara gideceksin…

günümü güzelleştiren başka bir detay, camide koşturan küçük kız ve çıktığı kürsüden çotank diye düşüveren minik oğlan 🙂

Gerekli görülen not: çocuk düştüğü yerden sapasağlam şekilde zıplayarak kalktı:)

11 muharrem 1439 Ankara Kocatepe Camisi…

o eski hücre | ahmet haşim

Standard

güller ki kamıştan daha nâlan…

akşamın sîne-i gubârında…

….kâ’ri bu kitâbın gecesinde

mehtâbı senin’çün yere serdim…

sahi, mehtabı kârî’si için yere seren şairlerden kim kaldı?

fotoğraflar: 25 zilhicce 1438 (17 eylül 2017 pazar; mogan gölü, ankara)

akşam yine toplandı derinde

Standard

akşam yine toplandı derinde…

cânân gülüyor eski yerinde;

cânân ki gündüzleri gelmez,

akşam görünür havz üzerinde.

mehtâb, kemer tâze belinde,

üstünde semâ, gizli bir örtü,

yıldızlar, onun güldür elinde…

ahmet haşim

fotoğraflar: ankara / harikalar diyarı 24 zilhicce 1438 (16 eylül 2017 cumartesi)