Monthly Archives: Ekim 2011

Yorgun ve Yalavuz.

Standard

Depresyonun kapısından girmedim henüz, ama kapının eşiğinde durmuş, gelip geçeni seyrediyorum…Umutsuz Ev Kadınlarını izleye izleye onlara benzedim. Bir yanda tezim, bir yanda KPDS çıkmış sorular, bir yanda yaklaşan vizeler, bir yanda ölü gibi yatan şu kedim.. Resmen “off poff” diye sesler çıkararak uyuyan bir böyle orijinal kedi.

Şener Şen gibi “Allaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaah” diyip topuklayabilirim, ya da ne bileyim Caner gibi kafamda bardak kırsam..? O değil de, onun kafası nasıl kanamamıştı ya. Kurmacaydı bence o…

Beni yayından kaldırın.

Kanuni’ye Az Kalsın Zina Yaptıracaklardı!

Standard

Muhteşem Yüzyıl dizisinin son bölümünü izledim, şaşırdım kaldım. Dizideki Kanuni Sultan Süleyman, işini gücünü bırakmış, kadınların ayak oyunlarıyla ilgileniyor.

Tamam haydi, senaryo gereği Kanuni’yi kadınların elinde oyuncak haline getirdiniz. Tarihi gerçekleri yok sayıp, koskoca hükümdarın karizmasını çizdiniz. Ama tarihi bir karakteri bu kadar da saptıramazsınız. Kanuni’yi, Osmanlı Devleti’nin sınırlarını üç kıtaya yaymış, hazineyi doldurmuş bir sultan değil de uçkurunun peşinde bir padişah gibi yansıtmak her şeyden önce izleyiciye haksızlık değil mi? Sultan Süleyman’ı hiç bilmeyen ve dizide gören milyonlarca genç-yaşlı insana ‘Kanuni kim?’ diye sorulsa nasıl bir cevap vereceğini merak eden var mı? Hemen söyleyeyim: Zalim, uçkuruna düşkün, kadın peşinde, iktidar hırsıyla hareket eden bir padişah…

Kanuni’yi bir tarafa bırakalım. Yakın tarihimizden örnek bir şahsiyet alıp Kanuni’nin yerine koyalım. Acaba o şahsiyetlere ‘senaryo gereği’ Kanuni’ye yaptıklarının onda birini yapabilirler mi? Can Dündar’ın ‘Mustafa’ filminde Atatürk’e içki içirdi diye başına gelenleri çok iyi biliyoruz. Ama ben dizi senaristlerine kızmıyorum, her fırsatta tarihiyle övünen milletimizin diziyi neden bu kadar sevdiğini, izlerken vicdanlarının sızlayıp sızlamadığını merak ediyorum.

Bunları niye mi yazdım? Biliyorsunuz dizinin son bölümlerinde Kastilya Prensesi Isabella Fortuna adlı bir karakter karşımıza çıktı. Karakteri, eski Devlet Bakanı Yüksel Yalova’nın kızı Melike İpek canlandırıyor. Dizi ekibi İpek’i bir balıkçıda keşfetmiş. Rol gereği Kastilya Prensesi Isabella, Hürrem Sultan’a rakip! Bizim senaristler, Kanuni ile Isabella’ya aşk yaşatmaya başladılar. Senaryoda Isabella ilk önce evliymiş. Yani az kaldı Kanuni, evli bir kadın ile aşk yaşayacakmış. Ya da, tövbe, zina yapacak! Osmanlı’da padişah ile cariyeler arasında yaşanmış aşk hikâyeleri var. Ama bir padişahın evli bir kadın ile aşk yaşaması hem geleneklerimize hem de dinimize aykırı. Senaristlerin o kadar gözü dönmüş ki koskoca padişaha zina yaptırmayı düşünmüşler! Kimin aklına geldiyse, son anda evli Isabella gitmiş nişanlı Isabella gelmiş. Bakalım reyting uğruna Kanuni’yi daha ne hallere sokacaklar?

Kurşunkalem

Kaynak: http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1195886&title=kanuniye-az-kalsin-zina-yaptiracaklardi

Tarihe Karıştı Eski Sevdalar

Standard

“Senin hâl-i izârından nişân anberde kalmıştır
Benim sûz-ı derûnumdan eser micmerde kalmıştır”

Enderunlu Vâsıf

Şairin şikayeti var,
“Senin yanağındaki ben gibi bir ben artık bulunmaz, ona misal olabilecek bir şey kaldıysa ancak anberdir, Benim gibi yürekten yanacak bir aşık da bulunmaz, onun da misli ancak micmerde kalmıştır.”

Anber: Hint denizlerinde yaşayan bir çeşit ada balığından elde edilen yumuşak, yapışkan ve kara renkte, güzel kokulu bir maddedir,Divan şiirinde kara olması ve güzel kokması yönüyle sevgilinin benine teşbih edilir.

Micmer: Buhurdan, içinde tütsü yakılan kap. Divan şiirinde aşığın ciğeri,sinesi, canı ve hatta kendisi micmere benzetilirdi. Bu teşbihlerde yanma eylemi esastır.(Resimdeki sarı kap da micmerin ta kendisi oluyor.)


Girmeden Tefrika Bir Millete, Düşman Giremez*

Standard

Milletimde ihtilâf u tefrika endîşesi
Gûşe-i kabrimde hattâ bî-karâr eyler beni
İttihâd iken savlet-i a’dâyı def ’e çâremiz
İttihâd etmezse millet dâğdâr eyler beni.

Beş yüz yıl önce böyle söylemişti Yavuz Sultan Selim, diliyorum ki Cumhuriyetimizin 88. yılı ülkemize birlik ve kardeşlik getirsin..

*Mehmet Akif Ersoy’un Ayrılık Hissi Nasıl Girdi Sizin Beyninize? Şiiri’nden…