Şiirimiz Karadır Abiler

Standard

Mor Külhani

1. şiirimiz karadır abiler 

kendi kendine çalan bir davul zurna 
sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan 
taşınır mal helalarında kara kamunun 
şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir 

aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2. şiirimiz her işi yapar abiler 

valde atik’te eski şair çıkmazı’nda oturur 
saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür 
kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta 
saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir 

dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler 

3. şiirimiz gül kurutur abiler 

dönüşmeye başlamış beşiktaşlı kuşçu bir babanın 
taşınmaz kum taşır mavnalarla karabiga’ya kaçan 
gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu 
suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir 

oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler 

4. şiirimiz erkek emzirir abiler 

ilerde kim bilir göz okullarına gitmek ister 
yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun 
kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla 
tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir 

böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler 

5. şiirimiz mor külhanidir abiler 

topağacından aparthanlarda odası bulunamaz 

yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde 
kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle 
şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir. 

ayıptır söylemesi vakitsiz üsküdarlıyız abiler 

6. şiirimiz kentten içeridir abiler 

takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir 
bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla 

düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler? 

 
 
 
 
 
 

-ECE AYHAN-

şiir’deki “abiler”in hikayesi şöyle, nilüfer kuyaş’dan naklen:

öyküyü kendisinden dinledim. 1969’da tös genel kurulu kayseri’de yapılıyor. ülkücüler binayı basıyorlar. dükkânları, vitrinleri kırıp döküyorlar. zavallı attar. esans da satar,kitap da, defter de. ne yapsın? taşra böyledir. oradan bir zavallı kadın geçiyor. konsomatris. bunlar pek dışarıya çıkmazlar. çalıştıkları bara giderler, sonra otelde otururlar. buncağız sıkılmış, biraz dolaşmaya çıkmış. güruh ona saldırıyor. çırılçıplak soyacaklar. “abiler” diyor konsomatris, “beni öldürün, bana bunu yapmayın.”

işte demişti ece ayhan, mor külhani şiirindeki ‘abiler’ oradan gelir. ama ben orada bırakmıyorum tabii diye de eklemişti.

“türkiye’de her şeyi bu ‘abiler’ ile anlatabilirsin.”

içimizdeki zulumdür o abiler. içimizdeki eşitsizlik. içimizdeki öfke. içimizdeki nefret. düşene vurma güdüsü. çok ezilmişizdir, daha çok ezmemiz gerektir. ece’nin baş kaldırısının özetidir bu…

genç kaymakam unutmamıştı kayseri’de gördüğü olayı. hani enis batur demişti, “kediler krallara bakabilir” diye? ece’nin durumu da biraz öyle: kaymakamlar konsomatrislere bakabilir. şairler abilere seslenebilir. zulüm sonsuz. aşağılama sonsuz. nabızlı bir beklenti: en kötü olan en olanaklıdır.

 
 
 

-alıntı-


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s