Kitaplar Kitaplar…

Standard

Sevgi Soysal’ın Yenişehir’de Bir Öğle Vakti kitabı, yine bundan önce okuduklarım gibi 12 Mart dönemini anlatıyor, ama teknik bu defa farklı ve bence çok orijinal, romandaki bütün karakterlerin yaşam öyküsünü okuyabildiğiniz halde, roman baştan sona bir öğle vakti, kavak ağacının yıkılışını anlatıyor. Yani roman sadece 1-2 saati kapsamasına karşın, siz kahramanların tümünün yaşam öyküsünü dinlemiş oluyorsunuz.

Kitabın arkasında, “herkesi ilgilendiren toplumsal toplumsal bir olayın 3 kişi üzerinden anlatılması” diye yazıyor. Bu üç kişi Doğan, Olcay ve Ali. Sevgili, kardeş ve arkadaş üçleminde 3 genç .

Sayfa düzeninden midir yoksa gerçekten çok mu akıcıydı bilmiyorum ama 270 sayfalık kitabı bir oturuşta okuyabiliyorsunuz. Ben Harry Potter’ı en son bu kadar hızlı okuduğumu hatırlıyorum 🙂

 

 

 

 

Bir de Okumaya niyetlendiğim ancak uzun zamandır kenarda bekleyen kitaplardan biri, 1924 Bir Fotoğrafın Uzun Hikayesi ( Beşir Ayvazoğlu)  Daha önce Yahya Kemal’in hayatını roman şeklinde anlattığı “Bozgunda Fetih Rüyası” ve Ahmet Haşim’in hayatını konu alan kitabı “Ömrüm Benim Bir Ateşti” kitabını okumuştum.

Yahya Kemal’in hayatını belgelere dayandırıp roman haline çok başarılı bir şekilde getirmiş, çok akıcı hatta sürükleyici bile diyebileceğim bir üslubu vardı. Yazılan her şeyin belgelere dayalı olduğunu bilmek de, insanı romanın içine daha çok sürüklüyor, her anın gerçekten yaşandığı hissi daha anlamlı kılıyor bence kitabı.

Ki bana Yahya Kemal’i bir okul dönemi anlatsalar zihnime bu kadar yer etmezdi. Zaten o kitabı okuduktan sonra, eğitim sistemimize hepten küfreder hale geldim, İskender Pala hayranlarının affına sığınarak söylüyorum ki, beş para etmez kitaplarının okullarda 100 temel eser arasındaymış gibi okutulması, hiçbir belgeye dayandırılmayan biyografik romanlarından, lise öğrencilerinin sınavda sorumlu tutulması,  Beşir Ayvazoğlu’nu okuduktan sonra beni hepten çileden çıkarmıştı. Ancak Ahmet Haşim’in hayatını son derece sıkıcı ve şairi yerden yere vurarak anlatmasına, o da yetmezmiş gibi, Yahya Kemal’i anlattığı kitabında, Ahmet Haşim için “yılan gibi zehirli dilli” diye bir tabir kullanmasına  bozulmadım değil :)) Ahmet Haşim’in şiirlerine hayranım çünkü.

Sözün özü, bir fotoğraftan yola çıkarak Mehmet Akif Ersoy’un ağzından anlatılmış olan bu eseri de en kısa zamanda okumayı planlıyorum. 

Şimdilik Te bu ka. Allah’a emanet olunuz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s