Monthly Archives: Ağustos 2017

bayram ederler yâr ile şimdi

Standard

Dilâ iydest, herkesî dest-i yâr-i hiş bûsed

Garîbem bî-kesem men dest-i gam gam dest-i men bûsed

DIkvP8nW0AA2HtR.jpg

Ey gönül! Bayramdır; herkes kendi yârinin elini öper… Bense garibim, kimsesizim, ben gamın elini öperim, gam benim elimi öper…

 

sefer-i sahil-i sevdâ

Standard

cpnsNr.gif

 

akl u sabr u dil ü din gitti bihamdilillah kim

sefer-i sahil-i sevdâya sebükbâr* olubam

Fuzûlî

sebükbâr, yükü hafif demektir. yükü hafif olan kişi hızlı gideceğinden, sebükbâr kelimesi cümlede zarf göreviyle de kullanılır. #bencegüzelbilgi

yüküm elimdeki çarıktan ibaret…

o eski hücre | akdeniz’in ufka doğru

Standard

merhaba. size biraz, mersin’den alanya’ya diye yola çıkıp anamur’a bile varamama vizyonsuzluğumdan bahsetmek isterim. esasen vizyon konusunda sıkıntı yok, problem aksiyon kısmında.

ani bir kararla iki gün için alanya’ya doğru yola çıktık. yol uzun ve sıkıcı olunca silifke’de mola verdik. mola vermişken neden burada bir otele yerleşmiyoruz ki, deyip yükümüzü çözdük. biraz silifke’yi dolaşalım derken, ikindi vakti için bir camiye girdik.

IMG_3431.JPG

ikindi vakti caminin penceresinden süzülen ışıklar kalp ben…

IMG_3433.JPG

caminin adı, yeni cami (errör?#*) reşadiye camisi de deniliyormuş, antik sütunlar üzerinde bir sundurması var, 2008 yılında vakıflar genel müdürlüğünce onarımı planlanmış ama maalesef bu zamana kadar restore edilmemiş, bakımsızlıktan perişan halde bir camiydi. eski camileri keşfetmeyi çok seviyorum. daha modern camileri de keşfetmeyi seviyorum. kısaca camileri seviyorum. ağlamak için, ders çalışmak için, iç dökmek için, sevinmek için, arkadaşlarla buluşmak için, maceranın kalanını arz etmek için… iyi ki mescitler var.

Processed with VSCO with g3 preset

“ebrûları mihrab olacak hayli sanem varken camiden şaşmamak” adlı fotoğraf. instagörllük ritüelleri no: 43.

Processed with VSCO with g3 preset

biraz gezinip yemek yedikten sonra apartımsı bir otele yerleşiyoruz. mersin’de berrak bir deniz bulabilmek için kayalıkların olduğu yerlerde yüzmeyi göze almanız gerekiyor. çünkü deniz gerçekten pis. biz de odadan görünen şu karşıki kayalıkları gözümüze kestiriyoruz.

Processed with VSCO with f2 preset

burası mersin’in narlıkuyu denilen mevkisi. bakınız mevkii demedim, twitterde betül eyövge’yi -tdk uzmanı oluyor kendisi- aşırı takip etmenin sonuçları hep bunlar. narlıkuyu’da deniz berrak ama eğer bir deniz kızı değilseniz kayalıkların arasından denize girmek cesaret gerektiriyor.

img_3496.jpg

bu da kıyıya vurmuşluğum… tabii ki narlıkuyu’da kumsal da var; ama kalabalık ve mahremiyete dikkat edenler için yüzmeye çok da elverişli değil.

Processed with VSCO with f2 preset

oteldeki kahvaltıyı kaçırıp, yörüklerin kafelerinden birine gidiyoruz. iyi ki kötü otelin kötü kahvaltısını kaçırmışız. çünkü yörük kahvaltısının lezzeti hiçbir yerde bulunmuyor. akdeniz’e ve mersin’e özgü bir yiyecek bu, adı sıkma. yuvarlak açılıp sacda pişirilen hamurun içine çökelek ilave ediliyor sonra sıkıca sarılıyor, adı bu yüzden sıkma. yörükler kaşar peynirlisini, patateslisini falan da yapıyormuş turistler için. normal kahvaltıyı bilmem ama yörük kahvaltısının mutlulukla bir ilgisi olmalı…

bundan sonra daha güzel günler görmek ve daha güzel yerler gezmek duasıya, küfür ve dalalet dışındaki tüm hallere hamd edip tatili sona erdiriyoruz.

gezdiğim yerleri yazma işini pek sevdim, yıllardır karton bardak cumhuriyetinde her gün, hiçbir özelliği olmayan şu bloga, yeni yazı var mı, diye bakan divancı dostum hâtırına yazılan işbu yazıların devamı belki gelir.

şey demişti şair; “belki gelmem, gelemem beş dakika bekle git”

o eski hücre | dün dağlarda dolaştım

Standard

dün dağlarda dolaştım, evde yoktum. dizelerini hayata geçiriyorum bu sıralar. akdeniz’de yazın yaylalara kaçmak hayati bir ihtiyaç. nem ve sıcaklık dayanılmaz oranlarda. küçüklükten kalma bir gelenekti bizde, fındıkpınarı yaylasına giderken yolda bir fırından sıcak pide ve tulum peyniri alırdık. sanırım bu yüzden, fındıkpınarına giderken canım hep tulum peyniri ve sıcak ekmek ister. bu defa karnımız açtı, yine bir fırında durduk ama bu defa içli pide yaptırdık. içli pide ne m’ola? ayıp olmasın diye içeriğini söylemediğim pide. yoksa bir pide içlenecek ne yaşamış olabilir şu hayatta? 

IMG_3404.JPG

pidelerin siparişini verip ikindi namazını eda etmek için yakındaki bir camiye girdik. geziyi babamla yaptığım için yol boyu babamın gençlik hatıralarını dinledim. o kadar ki, halamların annemi görüp de beğendiği camide namaz kıldık, avlusunda oturup annemin babamı nasıl etkileyip de evlenmeye ikna ettiğini konuştuk. annem kuran kursu hocası, babam da müttaki bir genç, tanıştırıldıkları gün risale-i nur’dan sohbetler yaparak annemi etkilemeyi başarıyor sonrasında da birtakım zorlu mücadelelerle kızı alıyorlar.

IMG_3406.JPG

ikindi güneşinin cami penceresinden kıble yönüne yatay düşmesi… ve buna  ikindi vakti her camide olduğumda dikkat etmem. keriz mutluluğu olabilir mi?

IMG_3405.JPG

caminin yanındaki bir evden sokağa taşan böğürtlenler. göz hakkı?

IMG_3401.JPG

arabayı yemek yediğimiz fırının yakınına bırakıyoruz ve babamın dayısının evine doğru yürüyoruz. normalde evin önüne park ederdik ama bu kez ikimiz de yürümek istedik. Benim elimde babamın minik çiftliğinden topladığımız tavuk yumurtaları var. o da bir karpuzu sırtlanmış. gidiyoruz.

IMG_3397.JPG

büyük dayının evine çıkan bu yokuşu seviyorum, babam yerdeki çiçeği gösterip, bak bu hatmi çiçeği diyor, sonra barış manço’nun şarkısını mırıldanıyoruz.

IMG_3403.JPG

bu çiçeğin adı da acem borusu, büyük dayı her defasında benim bölümümü unuttuğu için ona fars dilinde doktora yaptığımı tekrar hatırlatıp dua istiyorum. büyük dayı farsça bildiğimi duyunca soruyor, şoma farsi midanid? beli, diyorum.

Processed with VSCO with g3 preset

büyük dayının evini ve pencerelerini seviyorum. instagörllüğün hakkını vermem gerektiği için bütün odalardan fotoğraf çekiyorum 🙂

Processed with VSCO with g3 preset

Processed with VSCO with g3 preset

IMG_3408.JPG

büyük dayının kulakları iyi duymuyor, dolayısıyla sohbetlere çok katılamıyor, arada uyukluyor tekrar uyanıyor. giderken yine elini öpüyoruz, dua istiyoruz. geçen sene de burada paylaştığım bir fotonun aynısını çekiyorum; fotonun adı: “seninle şöyle bir oturup konuşamadık sandalyeleri” olarak kalıyor. bu fotoyu da büyük dayıya atfediyorum.

 

 

uçaklı gök

Standard

Ya sen beni sevmedinse n’olacak
Ben seni sevdim de
bir şeyler katayım dedin de ortalığa
katamadıysan

Eh bi de güç vardı da şuranda
hem de öylesine bir güç
duman attıramadıysan gökteki uçağa

İşte o zaman bu deniz
o zaman işte bu gök
siyahı beyazı sinemanın
gecenin gündüze varması hep
yanımız yöremiz kıpırdar ya işte o iş
elifi elifine senin gönlünü okşamayacak.

Taşa geldi mi o bile yaşayacakken elinde
en başı bozuk düşünce
o en sunturlu küfür
sana değdi mi adam olacakken
sen kalk da bu işten dön niye

Şiir yaz da onu kimselere deme
elin ekmek tutsun da kendin ye bi güzel
rakıyı bul da kanaraktan kendin iç

Elbette o zaman elbette
için ısınamayacak şu üç beş kişiye
canın istemeyecek bu cıvıltıyı
“Bu nasıl aslan ağzı be
vay canına bu ne gök bu ne cavcavlı gök böyle
hele hele ispinozlara bak”
derken söğesin gelecek
her güzel şeye.

Edip Cansever/ Uçaklı Gök

8 Ağustos 1928–28 Mayıs 1986