Category Archives: Alıntı

bayram ederler yâr ile şimdi

Standard

Dilâ iydest, herkesî dest-i yâr-i hiş bûsed

Garîbem bî-kesem men dest-i gam gam dest-i men bûsed

DIkvP8nW0AA2HtR.jpg

Ey gönül! Bayramdır; herkes kendi yârinin elini öper… Bense garibim, kimsesizim, ben gamın elini öperim, gam benim elimi öper…

 

Ecoute Moi Camarade

Standard

Rachid Taha’dan…

beni iyi dinle dostum
bu kızdan kurtulmalısın
duyuyorsun beni değil mi?
hatun seni hasta edecek
ve kıvranıp duracaksın

nakarat:
onu sevdiğini gayet iyi biliyorum
ona ruhunu* verdin
onu sevdiğini gayet iyi biliyorum
ona ruhunu verdin

onun verdiği sözlere aldanma artık
seni sevmeyecek
yüz yıldır böyle bu
daha önce de yüzüne güldü,
sürekli bir öyle bir böyle davranacak.

kara kaşın kara gözün için değil,
diğer insanların yanında sana sarılmış olsa da.
sen romeo-juliette olmak istiyorsun
onunsa tek düşündüğü diğer sevgilileri.

nakarat

berduşa döndün
bir küçük kız yüzünden
kendini akıllı sanıyorsun
ama kusura bakma da, aslında
salağın tekisin
bu da senin suçun sayılmaz
sayın bay keriz

iyi ama kim bu “dostum” dediğim?
tek başıma konuşuyorum
kimse yok yanımda
öyleyse, bu “dostum” ben olmalıyım
bu zavallı hıyar
işte benim karşınızda!”

Ekşi Sözlükten Alnıtıdır!
Yazar:  antimatter

Muhafazakar Sanat Mevzusu

Standard

Duymayan kaldı mı bilmiyorum, bir süre önce Cumhurbaşkanlığı genel sekreteri prof. dr. Mustafa İsen”Muhafazakar Sanat” ın yapısını oluşturmalıyız kabilinden sözler sarf edip, bazı aklı evvellere yem atmış,İskender Pala da durumdan vazife çıkarıp Zaman gazetesindeki köşesinde Muhafazakar Sanat’ın Manifestosunu yayınlamıştı, ardından Dücane Cündioğlu ve birtakım akademisyenler bu konuda görüşlerini beyan ettiler, sonra da ne oldu bilmiyorum açıkçası, konu baya uzayıp dallanıp budaklanıp konuşacak bir şey bulamayan köşe yazarlarına malzeme olmuş olacak ki,Ahmet Turan Alkan, Recai Güllapdan müstear ismiyle konu üzerine şahsına münhasır tarzda “Dağılın lan” dercesine bir yazı kaleme almış. Buyrunuz:

Read the rest of this entry

Kim Biliyor Farisi, Gitti Aklın Yarisi

Standard

“Farsça medreselerde okutulmazdı ve bu dil daha çok tasavvufi eserlerin dili olduğundan tasavvuf da medreselere okutulmazdı. Bu durum ta damat İbrahim paşa dönemine kadar devam etmiş ilk defa bu paşa kendi yaptırdığı medresede mesnevi okunmasını şart koşmuştur. tabi darulmesneviler zaten vardı. bununla ilgili olarak kethüdazade menakıbından güzel bir fıkra tadında alıntıyı osman ergin’in maarif tarihinden okuyoruz:

Meclis-i alilerine-kethüdazede’nin- ders için gelen sofulardan birisi bir gün;

-Efendim,farisiyi cehennem lisanıdır diyorlar öyle mi? diye sual ettikte müşarünileyh hazretleri;

-“Eğer öyle dedikleri gibi ise yine öğrenmek lazımdır. zira nereye gideceğimizi bilmiyoruz. eğer cehenneme gidersek ehl-i cehennemin lisanını bilmemek de bir azab-ı diğer olur”. demişlerdir.. ”

İhl Sözlükten alıntıdır:

#2130674

Dört Hiç

Standard

 

Bir insan, bütün güç ve kudretin, gerçek ve bizatihi varlığın tek Allah’a aid olup, kendisinin de bu muazzam varlık ve kudret karşısında bir “hiç” olduğunu idrak etmedikçe kemale ulaşamaz. Bu sebeble şu “dört hiç’i hiç unutmamak lazımdır:


1.Dünyanın bütün sıkıntıları cehennem azabının yanında “hiç”tir.
2.Cehennem azabının en korkunç derecesi Allah’ı görmekten mahrum kalmanın yanında “hiç”tir. 
3.Dünyanın bütün nimetleri cennet nimetleri yanında “hiç”tir.
4.Cennetin bütün nimetleri Allah’ı bir defa görmenin yanında “hiç”tir.