Category Archives: Kuş Lokumu

Kuş Lokumu 26

Standard

• Yüzdeyle çalışan sünnetçi için bunalım kaçınılmazdır.

• Söylenceye göre ne zaman bir otobüs muavini klimaya oda spreyi sıksa Patrick Süskind’in bir tel saçı daha dökülürmüş.

• Klavyenin içine düşmüş bir susam tanesinin yalnızlığını ancak klavyenin içine düşmüş bir başka susam tanesi anlayabilir.

• Meteoroloji, dünyamıza hızla yaklaşan göktaşları bilimi değilse ben hangi ansiklopediye güveneceğim?

• Havanın sisli olması, ortamda birden fazla ninja olma ihtimalini artırır.

• Puding kâsesine sakızını düşürmüş muhallebici çırağına olduğu kadar süt tenceresinde boğulan tavuğa da çok şey borçluyuz.

• Bir kadına asla şu üç hediyeden birini almayın; elektronik baskül, konuşan baskül, klasik baskül.

• LPG kaçakçıları yakalandı. Gümrük polisi müdürü: “Şahıslar tuvalete gidip ellerinde balonlarla dönüyordu, şüphelendik.” dedi.

• Dün gece sahildeki gazinonun yakınında klarnet çalan bir yengeç görmüştüm. Ruhsuz arkadaşlarım: “O yengeç klarnet çalmıyordu, üstelik ölüydü. Afrikalı çıplak bir çocuk da ölü hayvanı sopayla dürtüyordu” diyorlar.

• Borçlar Kanunu kitabı yazdım, imza gününe alacaklılarım geldi.

Bahadır Cüneyt Yalçın-Afili Filinta
Kaynak: http://www.afilifilintalar.com/kus-lokumu-26

Kuş Lokumu 14

Standard

• Bir insanın kendi dirseğini yalayamayacağını savunan bilimsel bir makale okudum. Bence bilim adına çok üzücü bir tablo bu. Oysa bugüne kadar bir insanın kendi dirseğini yalayabilmesi sağlanmalıydı. Bu kadar fon nereye harcandı? Vergilerim nereye gitti? Ben kendi dirseğimi yalayamayacaksam, kendi dirseğime hakettiği ilgiyi gösteremeyeceksem nasıl çağdaş bir insan olabilirim? Teknolojik ilerlemeler bir insanın kendi dirseğini yalamasını mümkün kılana kadar herkesi bilim adamlarını protestoya davet ediyorum. Beyaz önlüklü  demogoji ustalarının “E sen de arkadaşının dirseğini yala, o da seninkini yalasın, o onun o onun derken toplumsal dayanışma doğsun” dediğini duyar gibiyim. Yok öyle efendim. Sen şişe dibi gözlüklü, ak saçlı biri olarak yan gelip yatacaksın ben de senin açığını bir başkasının dirseğinde kapayacağım? Adama sorarlar. Size köşe ayıran gazetelerin arka sayfalarına yazıktır. Burdan sesleniyorum: Derhal toparlanın. Dirsekleri ve dilleri düşünün. İşiniz ne.

• Voleybolun, arka bahçede çamaşır asan bir grup Slav kökenli kadın tarafından icat edildiğini biliyor muydunuz?

• Barmenin getirdiği çayı beğenmeyen kovboy silahını çekti: DEM! DEM! DEM!

•  ‘İnsanları dış görünüşüne göre değerlendirmek yanlıştır’ tezi arabanızla giderken size doğru baş parmağını sallayan bir otostopçu gördüğünüz an geçerli değildir. Neticede durup adamla satranç oynayamaz yahut onu on soruluk “Nasıl bir yolcusunuz: sünepe mi, yoksa bir sapık mı?” adlı teste tabi tutamazsınız. Saç sakal karışık mı? “Ay Necati yürü, seri katil olabilir.” Elinde BİM poşeti mi var? “Alalım şunu Necati, sevaptır.”

• Yaz tatilini babaannesinin köydeki evinde geçiren genç adam bir süredir geceleri sanki dev bir sigara izmaritinin üzerinde uyuyormuş gibi hissettiğinden şikayetçiydi. Ne doktorlar, ne mühendisler derdine çare olamadı. Bir sabah şilteyi kaldıran babaanne teşhisi koydu: “Sünger yatak sana iyi gelmiyor.”

• Pamuk helvanın nasıl yapıldığını gördünüz mü? Sanki bir hadron çarpıştırıcısının içinden mayası fazla kaçmış pembe örümcek ağları fışkırıyor. Mucizelere inanmayanlara şunu hatırlatmak isterim: Hindistan’ın güney eyaletlerinden birindeki üniversitenin sihirbazlık fakültesinde üç temel ders verilir:  Büyü Hayvancılığı, El Çabukluğu ve Pamuk Helva.

• Romanlar gazete manşeti olsaydı; Çavdar Tarlasında Çocuklar / J.D.Salinger: “OKULDAN KAÇTI, DİSKOYA GİTTİ”

Bahadır Cüneyt Yalçın-Afili Filinta

Kuş Lokumu 13

Standard

• Gazoz şişesinde yukarı yukarı aceleyle yüzen baloncukların bizim bilmediğimiz bir şey bildiğine inanıyorum.

• Plajda boş şezlong bulan birinin bulamayana oranla üç kat fazla yaşama sevincine sahip olduğunu biliyor muydunuz?

• Çatı elemanları müziksever olsaydı; uydu antenleri pop, bacalar gotik rock, paratonerler ise mutlaka arabesk dinlerdi.

• Tavuk sevgisi, kâmil bir insanda olması gereken erdemlerden biridir. Ağır market poşetleriyle yorgun argın evine yürümekte olan bir tavuğa her zaman el uzatın. Kapınızı çalıp haylaz oğlunun matematik ödevi için yardım isteyen bir tavuğu asla reddetmeyin. Ama kızartılmış ya da haşlanmış, hangisini sevdiğinizi ona sakın belli etmeyin.

• Fare peyniri de denen o delikli peynirlerin on sekizinci yüzyıl Hollanda’sında yaşanan inşaat malzemeleri krizi sırasında karınca oteli olarak kullanıldığını biliyor muydunuz?

• Yemek masasında pinpon oynayan pırlanta gibi bir nesli görmezden geldiler… Şimdi ‘neden Grand Slam’lerde yokuz’ diye ağlanmasınlar.

• Bir taksiye atlayıp şoföre  “Şu modayı takip et” dedim.

Bahadır Cüneyt Yalçın-Afili Filinta

Kuş Lokumu

Standard

• Bir tavuk bir balığa: “Kanatlarım var ama uçamıyorobrolop…” demiş. Balık telaşla karşılık vermiş: “Gördüğüm kadarıyla yüzemiyorsun da…”

• Turşu kurarken şunlara dikkat etmek gerekir: Öncelikle kurduğunuz şeyin parmağınızla ya da bir çatal yardımıyla dokunarak turşuluk sebzelerden biri olduğundan emin olun. Yaygın kanının aksine market poşetlerinin ve yarım litrelik pet şişelerin turşusu olmaz. Öte yandan, turşunun olmazsa olmazları; bidon ve tuzdur. Tuz, turşunun kanı, bidon ise kozasıdır. Caddelerden süpürerek elde ettiğiniz belediye tuzunu damıtarak bidona katın. Belediye tuzu, turşunuza sokaktaki adam lezzeti verecektir. Malzemeleri içine doldurduktan sonra ağzını savcılıktan izin almak şartı ile sıkıca kapatın. Yasal zaman aşımı süresi dolduktan sonra açın. Afiyet olsun.

• Bilge karıncadan genç karıncaya: Darbukanın üstüne düşersen belki darbukatör bir karınca olursun, fakat darbukanın içine düşersen en iyi ihtimalle artık sağır bir karıncasın.

• “Etrafındakilere güvenip ortaya çıkma, ufalarlar” diye tısladı bakkalın çırağı, “Kavak ağaçları sürü halinde gezer ya, kerestesi yumuşaktır. Sen beyzbol sopası olmayı hayal ediyorsun ama dondurma çubuğu olur çıkıverirsin. Dil darbeleri öldürür.”

Bahadır Cüneyt YALÇIN-Afili filinta