Category Archives: Tasavvuf

AMENTÜ GEMİSİ NASIL YÜRÜDÜ

Standard

Karikatürist Tonguç Yaşarın sanat tarihçisi Sezer Tansuğ ile hazırladığı ‘Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü’ kısa filmi 1972’de Adana Altın Koza Film Yarışması’nda jüri özel ödülü aldı.
Aynı film 1973’te 30 ülkenin 600 filmle katıldığı uluslararası 9. Annecy Çizgi Film Festivali’nde ön elemeyi geçerek gösterime hak kazanan ‘İlk Türk Çizgi Filmi’ olarak akıllarda yer etti.

Bi Navaii- Kimsesiz

Standard

Daha önce de bir sinezen paylaşmıştım yanlış hatırlamıyorsam.
“Sinezen” kelime manası olarak “göğsüne vuran” demek. İran’da Kerbela şehitleri için yapılan anma merasimlerinde söylenen ağıtlar için kullanılıyor, bu ağıtları söyleyenlere de sinezen deniliyor.

Okuyan: Sinezen Haj Mahmood- Bi Navaii (Kimsesiz)

Âh Bilip Ettiklerim, Bilmeyip Ettiklerim…

Standard


Yalnız biri iste; başkaları istenmeye değmiyor
Biri çağır; başkaları imdâda gelmiyor
Biri taleb et; başkaları lâyık değiller
Biri gör; başkaları her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar
Biri bil; marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir
Biri söyle; O’na ait olmayan sözler, mâlâyâni sayılabilir

Molla Câmi’den iktibasla;
Bediüzzaman Said Nursi 
17.Söz

Görselin kaynağı: http://risaleinurozet.com/

Fasih Ahmet Dede

Standard

Rivayetlere göre rintligiyle meşhur Bahariye Mevlevihanesi’nde derviş olan Fasih Dede zamanin Balıklı Meyhanesi’nin müdavimi bir zatmış.

Akşam üzeri demlenip akşam vakti tekkeye yakın Şah Sultan Mescidi önünden sallana sallana geçerken devamlı mescidin akşam namazını arkalıksız sandalyesinde oturaraktan bekleyen imamiyla karşılaşıp selam verirmiş.

İmam selamı kerhen alıp,la havle cekerek,içinden “ya hu bu adam için bir de mevlevi dedesi diyorlar, pis sarhoş” gibilerinden geçirirmiş.

Bir gün bu zaruri durumdan kurtulmak amacıyla Fasih Dedenin selamını almamaya karar vermiş Fasih Dede o gün yine farza riayet imamla karşılaşınca “sselaaamun aleykum imam efendi” demişse de imam bir yanıt vermemiş.

İşbu imam ayni gece rüyasında bir kurbağaya dönüştüğünü,su birikintisi kenarında vraklarken yavru bir kartalın, pençesiyle kendisini kapıp semaya yükseldiğini görmüş.
Yüzlerce metre yükseğe bir anda çıkan kartalın pençesinde bizim garip imam durumun vehametinden sıyrılıp aşağıya doğru bakınca,aşağının da sarp bir kayalık olduğunu görmüş.

Yukarıda kartal,aşağıda kayalık…

“Yukarı tükürsen bıyık,aşağı tükürsen sakal” misali imam dua niyetine neyi niyaz edeceğini şaşırmış!!
Tam o sırada kartal da pençesini açıp imamı aşağı salivermiş.
Sarp kayalıklara doğru hızla düşmeye başlayan imam acı sona yaklaşırken kayalıkların üzerinde bizim Dede Fasih’i imamü kurtarmak üzere cübbesinin eteğini aaçmış halde görmüş.

Kan ter içinde uyanan imam sarhoşun böyle keramet göstermesine hem şaşmış,hem de cok sıkılmış; o gün Dede Fasih’i tekkede bulup konuşmaya karar vermiş.

Günün dağdağasıyla görüşme niyetini unutan imam,o gün yine akşam namazını kıldırmak üzere mescidin önüne gelmiş,sandalyesine oturmuş: O sırada köşeden beliren Fasih Dedeyi görünce rüyasını hatırlamış kalbi güp güp etmeye başlamış.

Dedeyse her zamanki haliyle sallana sallana yaklaşmış yaklaşmış,imamın hizasina gelince duraksamış,kafasını usulca çevirip,sarhoşluktan lafları çiğneye çiğneye:

-Gördün ya imam efendi,dün gece Fasih’in cübbesinin eteği olmayaydi yamyassı olacaktın, diyivermiş
….