Eserin Künyesi:
Adı: Hayal Meyal
Yazarı: Tarık Tufan
Tür: Roman
Yayınevi: Profil Yay. Şubat 2009 İstanbul

Bir kanser hastasının, sözlerin yetersiz kaldığını düşündüğü anda, hatıralarını yazmaya karar vermesiyle oluşmuş bir kitap. Haliyle birinci ağızdan anlatılıyor, yazarın düşünce dünyasında zulaladıkları, böyle bir kitabı yazmak için bence yetersiz kalırdı. Yaşanmışçasına doğal bir anlatımı var ve okuyucu kendini olayların tam içinde, yazarın(anlatıcının) ıstırabıyla baş başa kalmış gibi hissedebiliyor. Kitaptan alıntıları yazarken hala boğazımda bir düğüm olduğunu hissediyorum. Bence başarılı romanın bir özelliği de, okuyucuya, olayın anlatıldığı anın içinde olduğu hissini vermesidir ki yazar bunu da başarmış.

Ama anlatımındaki başarıyı Türkçe’nin inceliğiyle bazı noktalarda buluşturamamış yazar. Mesela iki kişi arasında geçen bir konuşmada taraflardan biri, yapmaktan hoşlandığı bir eylemi itiraf ederken,
“Evet bu oldukça hoşuma gidiyor” cümlesini kullanıyor.(Sf.60)
“Oldukça” kelimesi bir şeyin azlığını ifade etmede kullanılır, yani “Oldukça az” diyebilirsiniz ama “Oldukça hoşuma gidiyor” derken, çok hoşunuza gittiğini söylemeye çalışıyorsanız bu yanlış bir kullanım olur.
Gözüme çarpan bir başka yanlış ise,
“Ama fakat tek bir ipucu bile bulamadık” Cümlesi oldu. (Sf. 72)
Ama ve fakat bağlaçlarının ya benim bilmediğim, ikisini birbirinden ayıran manaları var, ya da Yazarın dikkatsiz anına denk gelmiş ve 2. Baskıda da bu hata düzeltilmemiş.

Kitaptan Alıntılar:

“Ben bulutların dilinden anlamam
o yüzden sık sık yağmur yağar ben dışarı çıkınca” (A.g.e Sf. 11)

“İstanbul sonbaharı giyince üzerine, nasıl da sana benziyor farkında mısın?”
(Sf. 35)

“Bir enstrüman çalmayı sırf bunun için isterdim.
Biliyor musun sonbahar gelince İstanbul susuyor birden.
Bu şehir sustuğunda en çok martılar hüzünlenir”
(Sf. 47)

“İstanbul sonbaharda saçlarını arkadan topluyor ,
Nasıl da yakışıyor görmelisin.”

(Sf. 52)

Gitmeyi başaranlar inandırıcı insanlardır. Benim gözümde insan bir kez gidebilmeyi başardıysa söylediklerini de başarabilme gücüne erişmiş demektir.”
(Sf.73)

“Acaba herkesin mahallesinde sadece onlara özgü ve başka yerlerde karşılaşılamayacak kuşlar, ağaçlar, çiçekler, oyunlar, şarkılar var mıdır?”
(Sf.75)

-Akşamları bizim sokağımız Yasemin kokardı. Yasemin bizim sokağımıza özgü değil elbet ama sadece bizim sokağımızda öyle kokardı.-

“Ben seni arıyorum diyorum ya

Bilmem.
Belki de… Belki de… Bir gün hiç beklenmedik bir yerde karşıma çıkmandan , ‘hadi gidelim buradan’ demenden korkuyorum.
Ben senin uzaklığını seviyorum.
Ben senin uzaklığını seviyorum.
Ben senin upuzaklığını seviyorum.”
(Sf. 79)

“Bazen öyle sanıyor ki insan, eskisi gibi olabilir her şey…
Olmaz hâlbuki
Olmaz.
Tüketip de geçtiğimiz onca şey gibi olamaz.
Ben sadece denemek istedim
Farkındayım olmayacağının
Ben hala gözlerini bıraktığım yerde arıyorum”
(Sf.82)

“Sevgili yüzündeki solgunluğu, içinden geçen bir mutsuzluk esintisini, ellerinle fazladan oynayışını, gözünü fazladan kaçırışını, saçlarınla fazladan oynayışını, gözlerini fazladan kırpıştırmalarını bile fark eder. Sevgilinin baktığı bir yüz her şeyi açığa vuran bir aynadır.
Âşık olmak bir yüze aşina olmaktır
Âşık olmak, bir yüze yansıyan bir hissi en ince ayrıntısına kadar hissedebilmektir.”
(Sf. 75)

Saçma bir şekilde el salladım arkasından.
Umarım görmemiştir.
İstanbul pötikare elbisesiyle dans ediyordu.
Kırmızı ayakkabılar başka bir şehre bu kadar yakışamaz.
(Sf. 104)

 Eserin Künyesi:
Adı: Posta Kutusundaki Mızıka
Yazarı: A.Ali URAL
Türü: Anlatı
Yayınevi: Şûle Yay. Şubat 2009 İstanbul
Bu kitabı okuyun… Yazar sayfaların birinde size de seslenecek: “Sevgili Dost!”

Kitaptan Alıntılar–

“Sevgili Dost,

Yeryüzündeki bütün elleri bir masanın üzerine koysalar, elini bulabilirdim onların içinden “(S.19)
“-Kim o?
-Senim!
 Böyle bir diyalogda kapının varlığından kim söz edebilir?” (S. 32)

“Acaba insan denince hatırlanıyor muyuz?”(S. 43)

“Sevgili Dost,
İnsan tekerleği bulduğu zaman başına neler geleceğini bilseydi, bakmadan arkasından  yuvarlardı onu ıssız bir yere. İnsanın elinden gelseydi, düğümlerdi yolları, ıssız bir yerde.
Sevgili Dost,

Kalbimi alıp uzaklara gitmek istiyorum.” (S. 79)

“Sevgili Dost,
Kararma yağmayacaksan, kürek çekme  mahkumu olmayacaksan, sorma, tahammülün yoksa cevaba. Saati kurma, durduracaksan!” (S. 81)

“Sevgili Dost,
Birileri tarafından sürekli izlendiğini düşünmek bir delilik belirtisidir de, biri tarafından izlenildiğini düşünmemek neyin belirtisidir?

Sevgili Dost,
Allah her şeyi bilir.” (S.115)

“Sevgili Dost,
Senden şikayet var
Allah bilir, sen ölüm döşeğinde bile inleyerek yakınlarının arasında gerginliğe sebep olursun
Sevgili Dost,
Kurallara uyacaksın
Sahrada “su içilmez!” tabelasını gördüğünde gülümseyeceksin.
(S. 132) 

5 responses »

  1. blogunuzu yenı gordum,kıtaplarla ılgılenen bırı olarak bundan sonrada takıp edecem gıbı gorunyo…bende kendı blogumda teknolojı ıle ılgılı bı kıtap bolumu yaptım bı göz atar ve baska yayınlaya bılecegım kıtaplar hakkında fıkır verırsenız sevınırm..sımdıden tesekkurler…:)

    • Blogunuzu ziyaret edeceğim, beğenmenize sevindim, işin aslı bu sayfayı çok güncelleyemiyorum, ama anasayfada kitaplarla ilgili postlar yayınlıyorum, yardımcı olmak isterim tabii. Sevgiler 🙂

  2. Benim bloğumda da okudukça isimli bir bölüm var, yukarıda menülerde:) okuduklarımı tanıttığım naçizane… Kitap okumayı seven insanlarla karşılaşmak çok güzel…

    • Evet baktım herbirine, kitap zevklerimiz uyuşuyor.

      Ben de bulunca nimetten sayıyorum gerçekten 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s