o eski hücre | ikinci istanbul seferi

Standard

şarkı, yârim istanbul’u mesken mi tuttun? diyor.

bizim ikinci istanbul seferi hikayemiz de üsküdar’da böyle bir evde başlıyor.

Read the rest of this entry

o eski hücre | gülek kalesi

Standard

IMG_4183.JPG

Uçurumun kenarındayım Hızır
Ulu dilber kalesinin burcunda
Muhteşem belaya nazır

IMG_4182

 

Topuklarım boşluğun avcunda
Derin yar adımı çağırır

IMG_4184

Dikildim parmaklarımın ucunda
Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Uçurumun kenarındayım Hızır
Civan hazır
Divan hazır
Ferman hazır
Kurban hazır

IMG_4189

Uçurumun kenarındayım Hızır
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Başım döner, beynim bulanır
El etmez
Gel etmez
Gülce’m uzaktan dolanır
Uçurumun kenarındayım Hızır
Gülce bir davet
Mecaz değil
Maraz değil
Gülce bir afet
Peri değil
Huri değil
Gülce beyaz sihir
Gülce ölümcül naz
Buram buram zehir
Yar yüzünde infaz

IMG_4188

Bir gamzelik rüzgâr yetecek
Ha itti beni, ha itecek
Güzelliğin zulme çaldığı sınır
Uçurumun kenarındayım Hızır

IMG_4181

Ben fakir
En hakir
Bin taksir
Ateşten
Kalleşten
Mızrakla gürzden
Dabbetülarz’dan
Deccal’dan, yedi düvelden
Korku nedir bilmeyen ben
Tir tir titriyorum Gülce’den
Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
Saniyeler gözlerimde birer can
Her saniyede bir can veriyorum

1981

Ömer Lütfi Mete

 

fotoğraflar 10 eylül 2017 (18 zilhicce 1438) tarihli amcamla yaptığım gülek kalesi gezimizden…

o eski hücre | ankara rehberi

Standard

Yazının başlığı “Ankara’da depresyona girmeden hayatta kalma rehberi” olabilirdi. Ama “yeni başlayanlar”a yönelik olduğu için fazla korkutmak istemedim 🙂

2.5 yıl yüksek lisans, 1 yıldır da doktora programı nedeniyle toplamda 3.5 yıldır Ankara’da yaşıyorum. Ve doğrusu bu şehre alışmam çok zor oldu; kendimi oyalayacak yeni mekanlar yeni yerler aradım hep. Geldiğim yıl tanıdık kimsem de olmadığı için yeni arkadaşlar edinmeye çalıştım, bu yüzden internette, yolda belde, durakta, okulda bir çok kız arkadaş edindim, bazen de kendi başıma gezdim, yeni yerler keşfettim. Kendi kendime yetebilmeyi de öğrendim; tek başıma ders çalışmayı, kahve içmeyi, bir parka gidip yeşile uzanmayı, maviliği izlemeyi…

Bu şehirde öğrenci de oldum, beyaz yakalı da. Zaman zaman gurbetçi oldum; kedi anneliği yaptım. Dost oldum, arkadaş oldum. Bir günde 3 ayrı fakülteye giderken öğrenci olmaktan; kar yolları kapatıp da işe geç kaldığımda beyaz yakalı olmaktan vazgeçtim. Ama hayat hepsini burnumuzu sürte sürte yaşatmaya ve öğretmeye devam etti. Her gelen gibi bu şehirde aşık da oldum. Diyeceğim o ki, bu şehire ne olarak gelirseniz gelin, elbette yaşayacaklarınız vardır. Ankara en çok, çevresi ve arkadaşları olanlar için keyifli bir şehirdir. Ama yalnızsanız da karamsarlığa kapılmayın. Çünkü birazdan yazacağım her mekanın bir ruhu var, sizi sarıp sarmalayacak, yalnız bile olsanız o ruh size yoldaşlık edecek. Nerede olursa olsun, insan kendi kendine yetmeyi, yalnızken de anlardan mutluluk devşirmeyi öğrenmeli bence. İnsan kendi başına mutlu olduğu nispette başkalarıyla da mutlu olabiliyor çünkü. “İsmayil felsefe yapmaaa” dediğinizi duyar gibiyim. O zamansa başlayalım,

KAFE VE RESTORANLAR

Read the rest of this entry

o eski hücre | neden geldim istanbul’a

Standard

bir tenekeci dizesi der ki;

“dünya küçük demişlerdi nerdesin”

dünya bazen küçük olduğu kadar da tuhaf. acaib ve garaible dolu. benim küçük havsalamın idrakine sığmıyor bazı şeyler. başkalarına ufak tefek görünen hadiseler benim gözümde anlaşılması güç meselelere dönüşebiliyor. belki de hiçbir şeyi anlamadığım için her şeye anlam yüklüyorum?

biri bana, eşyayla konuşuyorsun, ünsiyet kesbediyorsun, bu yüzden küçük şeylere bile manalar yüklüyorsun, demişti. katılıyorum ama bir farkla. ben eşyayla konuşmuyorum, adeta onlar benimle konuşuyor!

Processed with VSCO with c1 preset

hiç gündemde olmadığı bir anda istanbul’a gelmemin icab etmesi büyük hayatlar yaşayan insanlara sıradan bir olay gibi görünebilir. -gerçi insanın ciğeri söz konusu olunca hayatın büyüğü küçüğü çok da önemli olmasa gerek.- peki bir gereklilik yüzünden geldiğim istanbul’da, bir daha asla görüşmeyiz diye düşündüğüm birinin, aslında kendisi de istanbul’da yaşamadığı halde orada bulunması, kısıtlı bir zaman içinde bulunduğum semte gelmesi, işin gücün arasında ailemden müsade isteyip bir cami avlusunda, fatih’te ara sokaklarda onunla sohbet etmem?

Processed with VSCO with c1 preset

camileri çok sevdiğim, hele eski camilerdeki osmanlıca yazıları okumak için mersin’deki “eski cami”yi ararken kaybolduğum halde, bu bir nevi tesadüfi görüşme esnasında girdiğimiz cami avlusunda caminin yapılışını anlatan eski yazılı bir levhanın olması ve onu okumaya çalışmam… siz de olsanız, ben levhayla konuşmadım, levha benimle konuştu demez misiniz? tabi ki demezsiniz.

Processed with VSCO with c1 preset

peki niyaz için gittiğim bir kapıdan birlikte girdiğimiz küçük kara misafir. “o’nun kapısına ben de niyaz için geldim” demiyor mu?

IMG_3685.JPG

tûtî abdullatif camisi -abdullatif emmiye sesinin güzelliğinden ötürü tûtî derlermiş- önünde karşılaştığımız bir çarşaflı ablanın şu apartmanın ikinci katında “ahiretlik anne” oturur, gidin duasını alın deyip, derdimize vâkıf bir tavır takınması, eyyûb el ensarî hazretlerinin makamında bir ablanın bize ısrarla sıkıntınıza niyetlenirsiniz diyerek cüz vermesi… okumaya niyetlendiğim ama bir türlü hatırlayamadığım duanın defteri açar açmaz karşıma çıkması, en cömert olanın bize, “haydi başvurun bütün sebeplere” demesi değilse nedir?

 

anı hoş tut garibindir işte biz gittik

gönül derler ser-i kûyunda bir divanemiz kaldı

şimdilik elveda istanbul, emanetimizi almaya tez zamanda döneceğiz inşaallah.

bayram ederler yâr ile şimdi

Standard

Dilâ iydest, herkesî dest-i yâr-i hiş bûsed

Garîbem bî-kesem men dest-i gam gam dest-i men bûsed

DIkvP8nW0AA2HtR.jpg

Ey gönül! Bayramdır; herkes kendi yârinin elini öper… Bense garibim, kimsesizim, ben gamın elini öperim, gam benim elimi öper…

 

sefer-i sahil-i sevdâ

Standard

cpnsNr.gif

 

akl u sabr u dil ü din gitti bihamdilillah kim

sefer-i sahil-i sevdâya sebükbâr* olubam

Fuzûlî

sebükbâr, yükü hafif demektir. yükü hafif olan kişi hızlı gideceğinden, sebükbâr kelimesi cümlede zarf göreviyle de kullanılır. #bencegüzelbilgi

yüküm elimdeki çarıktan ibaret…

o eski hücre | akdeniz’in ufka doğru

Standard

merhaba. size biraz, mersin’den alanya’ya diye yola çıkıp anamur’a bile varamama vizyonsuzluğumdan bahsetmek isterim. esasen vizyon konusunda sıkıntı yok, problem aksiyon kısmında.

ani bir kararla iki gün için alanya’ya doğru yola çıktık. yol uzun ve sıkıcı olunca silifke’de mola verdik. mola vermişken neden burada bir otele yerleşmiyoruz ki, deyip yükümüzü çözdük. biraz silifke’yi dolaşalım derken, ikindi vakti için bir camiye girdik.

IMG_3431.JPG

ikindi vakti caminin penceresinden süzülen ışıklar kalp ben…

IMG_3433.JPG

caminin adı, yeni cami (errör?#*) reşadiye camisi de deniliyormuş, antik sütunlar üzerinde bir sundurması var, 2008 yılında vakıflar genel müdürlüğünce onarımı planlanmış ama maalesef bu zamana kadar restore edilmemiş, bakımsızlıktan perişan halde bir camiydi. eski camileri keşfetmeyi çok seviyorum. daha modern camileri de keşfetmeyi seviyorum. kısaca camileri seviyorum. ağlamak için, ders çalışmak için, iç dökmek için, sevinmek için, arkadaşlarla buluşmak için, maceranın kalanını arz etmek için… iyi ki mescitler var.

Processed with VSCO with g3 preset

“ebrûları mihrab olacak hayli sanem varken camiden şaşmamak” adlı fotoğraf. instagörllük ritüelleri no: 43.

Processed with VSCO with g3 preset

biraz gezinip yemek yedikten sonra apartımsı bir otele yerleşiyoruz. mersin’de berrak bir deniz bulabilmek için kayalıkların olduğu yerlerde yüzmeyi göze almanız gerekiyor. çünkü deniz gerçekten pis. biz de odadan görünen şu karşıki kayalıkları gözümüze kestiriyoruz.

Processed with VSCO with f2 preset

burası mersin’in narlıkuyu denilen mevkisi. bakınız mevkii demedim, twitterde betül eyövge’yi -tdk uzmanı oluyor kendisi- aşırı takip etmenin sonuçları hep bunlar. narlıkuyu’da deniz berrak ama eğer bir deniz kızı değilseniz kayalıkların arasından denize girmek cesaret gerektiriyor.

img_3496.jpg

bu da kıyıya vurmuşluğum… tabii ki narlıkuyu’da kumsal da var; ama kalabalık ve mahremiyete dikkat edenler için yüzmeye çok da elverişli değil.

Processed with VSCO with f2 preset

oteldeki kahvaltıyı kaçırıp, yörüklerin kafelerinden birine gidiyoruz. iyi ki kötü otelin kötü kahvaltısını kaçırmışız. çünkü yörük kahvaltısının lezzeti hiçbir yerde bulunmuyor. akdeniz’e ve mersin’e özgü bir yiyecek bu, adı sıkma. yuvarlak açılıp sacda pişirilen hamurun içine çökelek ilave ediliyor sonra sıkıca sarılıyor, adı bu yüzden sıkma. yörükler kaşar peynirlisini, patateslisini falan da yapıyormuş turistler için. normal kahvaltıyı bilmem ama yörük kahvaltısının mutlulukla bir ilgisi olmalı…

bundan sonra daha güzel günler görmek ve daha güzel yerler gezmek duasıya, küfür ve dalalet dışındaki tüm hallere hamd edip tatili sona erdiriyoruz.

gezdiğim yerleri yazma işini pek sevdim, yıllardır karton bardak cumhuriyetinde her gün, hiçbir özelliği olmayan şu bloga, yeni yazı var mı, diye bakan divancı dostum hâtırına yazılan işbu yazıların devamı belki gelir.

şey demişti şair; “belki gelmem, gelemem beş dakika bekle git”